<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık ve Sağlık Bilgileri</title>
	<atom:link href="http://www.tr-saglik.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tr-saglik.net</link>
	<description>Sağlık ile ilgili herşey...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Feb 2012 14:34:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Alkolün Sindirim Sistemine Zararları</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/genel-saglik/alkolun-sindirim-sistemine-zararlari.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/genel-saglik/alkolun-sindirim-sistemine-zararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 14:34:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alkol zararları]]></category>
		<category><![CDATA[alkolün bağırsaklara zararları]]></category>
		<category><![CDATA[alkolün karaciğere zararları]]></category>
		<category><![CDATA[alkolün mideye zararları]]></category>
		<category><![CDATA[alkolün sindirime zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Alkolün zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[


bilindiği gibi alkolün birçok zararı vardır. Her sisteme zararı bulunan alkolün en çok zarar verdiği sistemlerden biriside sindirim sitemidir. Alkolün tüm sindirim sistemine zararları söz konusudur.
Alkol midenin iç yüzünde tahrişe yol açar. Bunun neticesinde gastrit gelişebilir. Kusmada yine en çok görülen belirtiler arasında yer almaktadır. Yine alkol midede ve yemek borusunda yırtıklara neden olabilir. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-8744065928767280";
/* 336&#42;280 trsagliknet */
google_ad_slot = "8733453515";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>bilindiği gibi alkolün birçok zararı vardır. Her sisteme zararı bulunan alkolün en çok zarar verdiği sistemlerden biriside sindirim sitemidir. Alkolün tüm sindirim sistemine zararları söz konusudur.</p>
<p>Alkol midenin iç yüzünde tahrişe yol açar. Bunun neticesinde gastrit gelişebilir. Kusmada yine en çok görülen belirtiler arasında yer almaktadır. Yine alkol midede ve yemek borusunda yırtıklara neden olabilir. Bu yırtıklarda şekillenen kanamalar ve içeriğin çıkması çok ciddi problemlere neden olabilir. Yine uzun süreli alkol kullanımı sonucunda B vitaminlerinin ve diğer besinlerin emilimi engellenir.</p>
<p>Alkolün en çok zarar verdiği organlardan biriside karaciğerdir. Alkol karaciğerde detoksifiye olduğundan dolayı karaciğere çok ciddi zararları söz konudusudur.  Karaciğerde yağlanma ve büyüme alkolün karaciğere verdiği zararın başlangıç aşamasını oluşturur. Hepatitlerde alkol kullanımı sonucu<span id="more-225"></span> gelişen karaciğer rahatsızlıklarındandır.</p>
<p>Alkol kullanımından sonraki gün ortaya çıkan baş ağrısı ve ağız kuruluğunun nedeni pek belli değildir. Olası bir neden, alkolün idrar söktürücü etkisi nedeniyle oluşan su kaybıdır. Bu, dehidratasyona (vücuttaki sıvının azalması) neden olabilir. Bu şikayetlerin ortadan kalkması için dinlenmek, bol miktarda sıvı ve bir ağrı kesici almak gerekir (mide sorunu olanlar ağrı kesici kullanırken dikkatli olmalıdır).</p>
<p></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/genel-saglik/alkolun-sindirim-sistemine-zararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Libido Azalması Nedenleri ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/kadin-sagligi/kadinlarda-libido-azalmasi-nedenleri-ve-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/kadin-sagligi/kadinlarda-libido-azalmasi-nedenleri-ve-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Feb 2012 21:25:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Libido Azalması]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Libido Azalması Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Libido Azalması Sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Libido Azalması Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Libido Azalmasının Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Libidoyu Artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[Libido Azalması]]></category>
		<category><![CDATA[Libido Azalması Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Libido Azalmasının Nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=223</guid>
		<description><![CDATA[Libido sözcüğünün anlamı; cinsel istek ve arzudur. Bu durumun en önemli belirleyicileri; hormonlar, çevresel şartlar, bedensel ve ruhsal durumdır. Bilindiği gibi hormonlar birçok faktörden etkilenmektedir. Çevresel şartlar, heyecan, korku, sevinç, üzüntü vs. kısacası hemen hemen herşey hormonları yakından etkilemektedir. Ruhsal ve bedensel faktörler ile hormonlar; dolayısıylada libido etkilenmektedir. Kendinizi iyi hissettiğiniz dönemlerde libido&#8217;nun yüksek olması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Libido sözcüğünün anlamı; cinsel istek ve arzudur. Bu durumun en önemli belirleyicileri; hormonlar, çevresel şartlar, bedensel ve ruhsal durumdır. Bilindiği gibi hormonlar birçok faktörden etkilenmektedir. Çevresel şartlar, heyecan, korku, sevinç, üzüntü vs. kısacası hemen hemen herşey hormonları yakından etkilemektedir. Ruhsal ve bedensel faktörler ile hormonlar; dolayısıylada libido etkilenmektedir. Kendinizi iyi hissettiğiniz dönemlerde libido&#8217;nun yüksek olması veya kötü hissettiğiniz zamanlarda libidonun azalması bundan kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Kadınlarda libido azalması birçok faktöre bağlı olarak gelişen problemlerden birisidir. Kadınların hormon sistemi ve cinsel fonksiyonları erkeklere göre çok daha farklı ve karmaşıktır. Normal; mutlu ve huzurlu zamanlarda libido normaldir ve iyidir. Fakat kadınlar çevresel ve bedensel şartlardan çabuk etkilenmekte ve libido buna bağlı olarak düşmektedir. Kadınlarda libido&#8217;nun azalmasının en önemli nedeni budur. Yani ilişkideki aksaklıklar, huzursuzluk, mutsuzluk, depresyon ve gerilim gibi durumlar libidonun düşmesine neden olmaktadır.</p>
<p>Libido azalmasının tedavisinde öncelikli olarak bir uzmana başvurulmalı ve neden ortaya çıkarılmalıdır. Neden bilindikten sonra sorunun çözümü çok daha basit hale gelmektedir. Eğer bir hastalık buna neden oluyorsa bu hastalık ortaya çıkarılarak tedavi edilmelidir. Hormonlardan kaynaklanan bir durum söz konusu ise hormon tedavisi uygulanabilir. Yine ruhsal problemler ve depresyon buna neden oluyorsa psikoterapi ile sorun ortadan kaldırılmaya çalışılır. Kısaca önemli olan nedenin belirlenmesi ve buna yönelik bir tedavi protokolünün çizilmesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/kadin-sagligi/kadinlarda-libido-azalmasi-nedenleri-ve-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solunum Sistemi Antibiyotikleri &#8211; Eritromisin</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/solunum-sistemi-sagligi/solunum-sistemi-antibiyotikleri-eritromisin.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/solunum-sistemi-sagligi/solunum-sistemi-antibiyotikleri-eritromisin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 07:12:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerlere etkili antibiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[eritromisin]]></category>
		<category><![CDATA[eritromisin antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[eritromisin etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[solunum sistemi antibiyotikleri]]></category>
		<category><![CDATA[solunum sistemi ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[solunum yolu antibiyotikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Solunum sisteminde kullanılan etkili antibiyotiklerden biriside eritromisindir. Bu konumuzda sizlere eritromisin hakkında kısaca bilgi vereceğiz.
Eritromisin makrolit grubu bir antibiyotiktir. Etki spektrumu penisiline benzer. Bu nedenle penisiline alerjisi olan bireylerde kullanılabilir. Klamidyalar, frengi ve bel soğukluğu gibi hastalıklarda etkili bir antibiyotiktir. Etkisini bakteriyel protein sentezine müdahale ederek gösterir. Bakteri ribozomlarında 50s alt ünitelerine bağlanarak bunu gerçekleştirir.
Çogunlukla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Solunum sisteminde kullanılan etkili antibiyotiklerden biriside eritromisindir. Bu konumuzda sizlere eritromisin hakkında kısaca bilgi vereceğiz.</p>
<p>Eritromisin makrolit grubu bir antibiyotiktir. Etki spektrumu penisiline benzer. Bu nedenle penisiline alerjisi olan bireylerde kullanılabilir. Klamidyalar, frengi ve bel soğukluğu gibi hastalıklarda etkili bir antibiyotiktir. Etkisini bakteriyel protein sentezine müdahale ederek gösterir. Bakteri ribozomlarında 50s alt ünitelerine bağlanarak bunu gerçekleştirir.</p>
<p>Çogunlukla bakteriyostatik etkiye sahiptir. Fakat bazı bakterilere karşı bakteriyosid etkiside vardır. Anaerob bakterilere etkisizdir. Eritromisin karaciğerde metabolize edilir.</p>
<p>Özellikle stafilokok, pnömokok, streptokok, gonokok gibi koklara etkilidir. Bunlara bakteriyostatik etki yaparak bu bakterilerin üremelerini durdurur. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarında penisiline karşı duyarlı bireylerde sıklıkla kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/solunum-sistemi-sagligi/solunum-sistemi-antibiyotikleri-eritromisin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karatay Diyeti Pazartesi Günü</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/diyet/karatay-diyeti-pazartesi-gunu.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/diyet/karatay-diyeti-pazartesi-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 18:49:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti Akşam Yemeği Menüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti Kahvaltı Menüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti Menüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti Öğle Yemeği Menüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti Örnek Menüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti Pazartesi]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyeti Pazartesi Günü Menüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı bir şeklilde kilo vermek isteyenler çeşitli diyetlere yöneliyorlar. Son zamanlarda en çok gündemde olan diyetlerden biriside &#8220;karatay diyeti&#8221; birçok kişi özelliklede bayanlar karatay diyeti ile kilo vermeyi amaçlıyorlar ve kilo vermeye çalışıyorlar. Bu yazı dizimizde sizlere karatay diyeti için gün gün örnek menü sunacağız.
İlk günümüz pazartesi için örnek diyet programı;
Karatay Diyeti Pazartesi Günü
Kahvaltı (Saat: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir şeklilde kilo vermek isteyenler çeşitli diyetlere yöneliyorlar. Son zamanlarda en çok gündemde olan diyetlerden biriside &#8220;<strong>karatay diyeti</strong>&#8221; birçok kişi özelliklede bayanlar karatay diyeti ile kilo vermeyi amaçlıyorlar ve kilo vermeye çalışıyorlar. Bu yazı dizimizde sizlere karatay diyeti için gün gün örnek menü sunacağız.</p>
<p>İlk günümüz pazartesi için<span id="more-219"></span> örnek diyet programı;</p>
<p><strong>Karatay Diyeti Pazartesi Günü</strong></p>
<p>Kahvaltı (Saat: 08.00-09.00)<br />
-2 adet yumurta (haşlanmış veya omlet şeklinde)<br />
-8-10 adet siyah veya yeşil zeytin<br />
-1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir<br />
-4-5 adet gün kurusu kayısı<br />
-Şekersiz bitki çayı<br />
-Bir küçük çay bardağı ceviz</p>
<p>Öğle yemeği (Saat: 13.00-14.00)<br />
-1 avuç içi kadar dana söğüş, bol salata ve zeytinyağlı fasulye<br />
-Doğal sirke, limon, az miktarda tuz ve zeytinyağı ile hazırlanmış mevsim salata<br />
-1 su bardağı tuzsuz ayran<br />
-Arzu edildiği kadar şekersiz bitki çayı veya su</p>
<p>Ara öğün (Saat: 15.00)<br />
-Yarım su bardağı kadar ceviz<br />
-Şekersiz olarak sevdiğiniz herhangi bir çay ya da taze limonlu su </p>
<p>Akşam yemeği (Saat: 18.00-19.00)<br />
-Balık, yeşil soğan, roka ve turp (Salata bol miktarda hazırlanıp, içine; doğal sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu ve sızma zeytinyağı ile birlikte tane keten tohumu ilave edilmelidir.) </p>
<p>Diğer günler için lütfen sitemizde &#8220;<strong>Karatay Diyeti **** Günü</strong>&#8221; şeklinde arama yapınız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/diyet/karatay-diyeti-pazartesi-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diş Eti Çekilmesi ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/agiz-ve-dis-sagligi/dis-eti-cekilmesi-ve-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/agiz-ve-dis-sagligi/dis-eti-cekilmesi-ve-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 07:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Çekilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Çekilmesi Belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Çekilmesi Nasıl Geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Çekilmesi Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Çekilmesi Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Çekilmesi Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Etinde Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Etinde Kızarıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Etinde Koyuluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[Diş eti ile ilgili en çok karşılaşılan sorunlardan birisi de; diş eti çekilmesi&#8216;dir. Diş eti dişleri çevreleyen ve kemik ile diş arasında bağlantı görevi gören koruyucu bir dokudur. Diş eti çekilmesi denilen olay; diş etinin çeşitli nedenlere bağlı olarak aşağıya doğru erimesidir. Bu erime; diş taşlarına, diş hastalıklarındaki hatalı uygulamalara, kalıtsal nedenlere ve diş eti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diş eti ile ilgili en çok karşılaşılan sorunlardan birisi de; <strong>diş eti çekilmesi</strong>&#8216;dir. Diş eti dişleri çevreleyen ve kemik ile diş arasında bağlantı görevi gören koruyucu bir dokudur. Diş eti çekilmesi denilen olay; diş etinin çeşitli nedenlere bağlı olarak aşağıya doğru erimesidir. Bu erime; diş taşlarına, diş hastalıklarındaki hatalı uygulamalara, kalıtsal nedenlere ve diş eti enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişebilmektedir.</p>
<p>Diş eti çekilmesinde tedaviye erken başlanırsa bu önlenebilir, fakat diş eti çekildikten sonra bunu tekrar eski haline döndürmek oldukça güçtür. Bu aşamadan sonra yapılacak tedavi diş etini eski haline getirmez sadece daha fazla ilerlemesini önlemiş olur. Bu aşamada uygulanacak tedavi diş taşlarının temizlenmesi, eğer enfeksiyon varsa bunun önüne geçilmesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/agiz-ve-dis-sagligi/dis-eti-cekilmesi-ve-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Raşitizm Nedir?</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/rasitizm-nedir.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/rasitizm-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 15:21:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hareket Sistemi Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bacaklarda eğrilik nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[kollarda eğrilik nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[omurgada eğrilik nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Raşitizm]]></category>
		<category><![CDATA[Raşitizm Belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Raşitizm görülme yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Raşitizm nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Raşitizm nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Raşitizm tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[Raşitiz ile ilgili yazı serimize; raşitizm&#8217;in tanımı ve genel bilgi ile başlayalım. Raşitizm; çocuklarda ve bebeklerde vitamin D eksikliğine bağlı olarak gelişen kemik sisteminde; özellikle de bacak, kol ve omurgalarda şekil bozukluklarına neden olan bir iskelet sistemi hastalığıdır. Vitamin D kalsiyum ve kemik doku ile direk alakalı olduğundan dolayı D vitamini eksikliğinde bu sorun meydana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Raşitiz ile ilgili yazı serimize; raşitizm&#8217;in tanımı ve genel bilgi ile başlayalım. Raşitizm; çocuklarda ve bebeklerde vitamin D eksikliğine bağlı olarak gelişen kemik sisteminde; özellikle de bacak, kol ve omurgalarda şekil bozukluklarına neden olan bir iskelet sistemi hastalığıdır. Vitamin D kalsiyum ve kemik doku ile direk alakalı olduğundan dolayı D vitamini eksikliğinde bu sorun meydana gelir. En çok görülme yaşı ise; 6-18 aylık arasındadır. Raşitizm&#8217;in nedenleri, belirtileri, tedavisi ve korunması gibi başlıklara sitemizden arama yaparak ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/rasitizm-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Vajinal Mantar Enfeksiyonu Belirtileri</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/kadin-sagligi/kadinlarda-vajinal-mantar-enfeksiyonu-belirtileri.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/kadin-sagligi/kadinlarda-vajinal-mantar-enfeksiyonu-belirtileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 06:12:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[vajinada akıntı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vajinada kaşıntı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vajinada kızarıklık nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vajinada kızarıklık ve şişlik nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal akıntı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal kaşıntı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal mantar enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal mantar enfeksiyonu belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal mantar enfeksiyonu belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal mantar enfeksiyonu belirtileri nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=213</guid>
		<description><![CDATA[Vajinal mantar enfeksiyonları kadınların en çok karşılaştıkları vajinal sorunlardan birisidir. Bu konumuzda sizlere vajinal mantar enfeksiyonlarının belirtilerinden kısa kısa bahsedeceğiz.
Vajinal mantar enfeksiyonlarının belirtileri;

Bu enfeksiyonlarda en sık görülen belirti kaşıntıdır. Özellikle sıcak havalarda ve gece saatlerinde vajinada bu kaşıntıda artış olmaktadır.
Yine vajinada bir yanma söz konusudur. Özellikle idrar yaparken ve idrarın dediği noktalarda bu yanma artar.
Yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vajinal mantar enfeksiyonları kadınların en çok karşılaştıkları vajinal sorunlardan birisidir. Bu konumuzda sizlere vajinal mantar enfeksiyonlarının belirtilerinden kısa kısa bahsedeceğiz.</p>
<p><strong>Vajinal mantar enfeksiyonlarının belirtileri;</strong></p>
<ul>
<li>Bu enfeksiyonlarda en sık görülen belirti kaşıntıdır. Özellikle sıcak havalarda ve gece saatlerinde vajinada bu kaşıntıda artış olmaktadır.</li>
<li>Yine vajinada bir yanma söz konusudur. Özellikle idrar yaparken ve idrarın dediği noktalarda bu yanma artar.</li>
<li>Yine bazı hastalarda cinsel ilişki sırasında ağrı ve yanma hissi meydana gelebilir.</li>
<li>Vajinal akıntıda yine bazı hastalarda meydana gelen bir problemdir. Bu akıntının karakteri beyaz renkli ve içerisinde süt veya peynir parçaları varmış gibidir. Bu akıntıda kötü koku yoktur.</li>
<li>Eğer akıntı kötü kokulu ise; mantar enfeksiyonu dışında bir enfeksiyon varlığıda söz konusudur.</li>
<li>Görülen belirtilerden bir diğeride vajinada<span id="more-213"></span> kızarıklık ve şişliktir.</li>
<li>Yine vajinada mantar plakları görülebilmektedir. Bunların görülmesi kandidiazis için tipiktir.</li>
<li>Kaşınmaya bağlı olarak genital bölgede soyulmalar, küçük kanamalar ve kabuklanmalar görülebilir.</li>
</ul>
<p>Vajinal mantar enfeksiyonlarının başlıca belirtileri bunlardır. Vajinal mantar enfeksiyonlarının nedenleri ve tedavisi hakkında blgi almak isterseniz sitemizde arama yapabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/kadin-sagligi/kadinlarda-vajinal-mantar-enfeksiyonu-belirtileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kulunç Nedenleri Belirtileri ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/kulunc-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/kulunc-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 11:05:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hareket Sistemi Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç Belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç nasıl çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç nasıl çıkarılır]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç Nasıl Geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç nasıl giderilir]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kulunç Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[İlk olarak kulunç nedir? Bundan kısaca bahsedelim. Kulunç; bacak, kol veya gövdede nedeni tam olarak bilinmeyen ağrılı bir durumdur. Tıp dilinde kulunça fibrositis adı verilmektedir. Kulunç ile oldukça sık karşılaşılmaktadır. Özellikle boyun ve sırt bölgesinde daha fazla ortaya çıkar. Fakat vucüdun kol, bacak gibi her yerinde görülebilir.
Primer ve sekonder fibrositis olarak sınıflandırılır. Primer fibrositiste sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak <strong>kulunç</strong> nedir? Bundan kısaca bahsedelim. Kulunç; bacak, kol veya gövdede nedeni tam olarak bilinmeyen ağrılı bir durumdur. Tıp dilinde kulunça fibrositis adı verilmektedir. Kulunç ile oldukça sık karşılaşılmaktadır. Özellikle boyun ve sırt bölgesinde daha fazla ortaya çıkar. Fakat vucüdun kol, bacak gibi her yerinde görülebilir.</p>
<p>Primer ve sekonder fibrositis olarak sınıflandırılır. Primer fibrositiste sadece ağrı yer almaktadır. Sekonder fibrositis ise; bağ doku enfeksiyonları ve müzmin enfeksiyonlar sırasında ortaya çıkmaktadır. Kulunç denilince akla primer fibrositis gelmektedir.</p>
<p>Kulunç ağrısı tüm kas boyunca olabildiği gibi tetik noktada bu ağrı fazladır. Özellikle bu bölgeye baskı yapıldığında ağrı şikayeti artmaktadır. Hafif egzersizler ile ağrı azalmaktadır. Ağır egzersiz ve hareketsizlik durumlarında ağrı şikayeti artmaktadır.</p>
<p>Kulunç&#8217;un psikosomatik bir hastalık olduğuda düşünülmektedir. Kişinin psişik gerilim sonucu kasılmış kaslarını şuurlu olarak gevşetememesi de neden olarak görülmektedir. Kas içinde<span id="more-211"></span> şeritler ve sert nodüller ele gelir. Bu nodüller normal kas hücreleri ve kas içinde birikmiş maddelerden ileri gelmektedir.</p>
<p>Kulunçun ağrı dışında bir zararı yoktur. Bu nedenle fazla korkmamak gerekmektedir. Tedavisinde; kas gevşeticiler, sinirler için ilaçlar ve lokal sıcak uygulamalar etkili olmaktadır. Yine hafif egzersizlerde tedavide önemli olmaktadır. Bunun dışında; elektronik akupunktur ve şişe çekme gibi uygulamalarında faydalı olduğu belirlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/kulunc-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kas Titremesi (Kas Seyirmesi) Nedenleri ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/kas-titremesi-kas-seyirmesi-nedenleri-ve-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/kas-titremesi-kas-seyirmesi-nedenleri-ve-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 12:48:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hareket Sistemi Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Seyirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Seyirmesi Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Seyirmesi Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Seyirmesinin Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Titremesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Titremesi Nasıl Geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Titremesi Neden Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Titremesi Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Titremesi Sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Titremesi Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kas Titremesinin Nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=209</guid>
		<description><![CDATA[Kas titremeleri veya kas seyirmeleri olarak adlandırılan durumlar ile sıklıkla karşılaşabiliriz. Bu kas titremeleri geçici olabildiği gibi bazıları sürekli tekrarlamaktadır. Kas titremelerinin birçok nedeni vardır. En önemli nedenleri aşağıda zaten sizler için verdik. Kas titremeleri sadece belli bir kas grubunda olabildiği gibi tüm vücutta yaygın olarakta bulunabilmektedir. Bunların lokalizasyonu, şiddeti vb. özellikleri nedene ve hastanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kas titremeleri veya kas seyirmeleri olarak adlandırılan durumlar ile sıklıkla karşılaşabiliriz. Bu kas titremeleri geçici olabildiği gibi bazıları sürekli tekrarlamaktadır. Kas titremelerinin birçok nedeni vardır. En önemli nedenleri aşağıda zaten sizler için verdik. Kas titremeleri sadece belli bir kas grubunda olabildiği gibi tüm vücutta yaygın olarakta bulunabilmektedir. Bunların lokalizasyonu, şiddeti vb. özellikleri nedene ve hastanın durumuna göre değişiklik göstermektedir. Kas titremlerini mutlaka dikkate almalısınız özellikle tekrarlayan kas titremeleri söz konusu ise; mutlaka bu konuda bir uzmana başvuru yapmanızda fayda vardır diyoruz. Kas titremleri ile ilgili bir uzmanın bilgilerini sizler için aktarıyoruz.<span id="more-209"></span></p>
<p>Bursa Acıbadem Hastanesi Nöroloji doktorlarından Nebahat Bilici, beyin hareketini kontrol eden merkezlerdeki problemlerin Parkinson&#8217;dan, esansiyal tremora ve distoniye kadar geniş bir grup hastalığa yol açtığını söyledi. </p>
<p>Titreme, istemsiz hareketler ya da hareketlerde yavaşlıkla kendini gösteren bu hastalıkların tedavisinin öncelikle ilaçlarla yapıldığını açıklayan Dr. Nebahat Bilici, &#8220;Ancak kullanılan ilaçlar yeterli görülmediği takdirde cerrahi yöntemlere başvurulabiliyor&#8221; dedi. </p>
<p>Bilici, hareket bozukluklarının, hareketi ince planda kontrol eden beyindeki merkezlerin hastalıklarına bağlı olarak oluşan ve yavaşlık ya da istemsiz hareketlerle kendini gösteren geniş bir grup hastalığı kapsadığını ifade ederek, &#8220;Bu hastalıklardan en sık görüleni, temelde yavaşlık ve titreme ile seyreden Parkinson hastalığı. Bir diğer hareket bozukluğu da, genç erişkinlik döneminde başlayan ve yaşla birlikte artan iyi huylu bir titreme bozukluğu olarak tanımlanan esansiyel tremor hastalığı. Vücudun değişik bölgelerini etkileyen istemsiz kasılmalarla kendini gösteren hareket bozuklukları arasında da en sık görülen distonidir&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>PARKİNSON, KRONİK BİR HAREKET BOZUKLUĞU HASTALIĞI</strong><br />
Sözlerini sürdüren Bilici, kronik bir hareket bozukluğu olan Parkinson hastalığı ve nedenleriyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: </p>
<p>&#8220;Parkinson hastalığı, beyindeki dopamin hücrelerinin hasara uğraması sonucunda oluşan kronik bir hareket bozukluğu hastalığı. İlk kez 1817 yılında İngiliz hekim James Parkinson tarafından &#8220;titrek felç&#8221; adıyla tanımlanmış. Hastalığın başlama yaşı 40 ile 70 arasında değişse de genellikle 60 yaş sonrasında başlıyor. Ancak hastaların yüzde 5 ile 10&#8242;unda semptomlar, 20 ile 40 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Parkinson hastalığının görülme sıklığı erkeklerde kadınlara oranla biraz daha fazla. Parkinson hastalığı sinsi başlayan ve ilerleyen bir hastalık olduğu için semptom ve bulguları hasta ve yakınları tarafından yaşlanmanın doğal bir belirtisi olarak algılanıyor&#8221;. </p>
<p>Bilici, Parkinson hastalığının tremor (titreme), rijidite (kas sertliği) ve bradikinezi (hareketlerde yavaşlama) olarak adlandırılan üç temel belirtisi olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri verdi: </p>
<p>&#8220;Titreme çoğunlukla bir parmakta, elde, bazen de bir ayakta ortaya çıkar. Başlangıçta aralıklı olup zamanla sürekli hal alır ve karşı uzva da geçer. Rijidite ise daha çok kollarda, bacaklarda, boyunda ve bazen de sırttaki kas gruplarının aynı anda kasılarak harekete engel olmasıdır. Bradikinezi, Parkinson hastalığının belki de özürlülük oluşturan en temel belirtisi olan hareketlerdeki yavaşlamadır. Bu, hastaların en çok sıkıntı çektiği bulgulardan bir tanesidir. Denge bozukluğu, küçük adımlarla yürüme, öne doğru hafifçe eğik durma, konuşmada bozulma, ciltte yağlanma, kabızlık, idrar yapma bozuklukları, yutma güçlüğü, tükürük salgısının artışı gibi belirtiler Parkinson hastalığı ile görülebilen diğer şikayetler. Ayrıca Parkinson hastalarında anksiyete, Depresyon, uyku bozuklukları, saldırganlık, halüsinasyon ve psikoz gibi psikiyatrik belirtiler de görülebiliyor&#8221;. </p>
<p>Kronik bir hastalık olan Parkinson için verilen ilaç tedavisinin ömür boyu sürmek zorunda olduğuna da değinen Dr. Nebahat Bilici, hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların, özellikle hareketlerde yavaşlama ve kas sertliği üzerine etki gösterdiğini ve yan etkilerinin çok fazla olduğunu söyledi. Bilici, bu nedenle ilaç tedavisindeki genel prensibi, düşük dozla başlayıp dozu yavaş bir şekilde artırmak ve böylece yan etki olasılığını azaltmak olarak açıkladı. Parkinson tedavisinin temelinde tedavinin yarar ve zarar dengesinin kurulmasının yattığını belirten Dr. Bilici, eğer yan etkiler hastanın hayatında ve yaşamsal fonksiyonlarında ciddi bir problem yaratmıyorsa ilaçların mutlaka kullanılmasını önerdi. Bir diğer grup ilacınsa, hastada hareket yavaşlığı, titreme ve kas sertliğine sebep olan, beyindeki inhibitör (baskılayıcı) sistemini devreden kaldırmak amacıyla kullanıldığının altını çizen Bilici, &#8220;Bunlar özellikle titreme üzerinde çok etkili, ancak genç hastalarda tercih edilmesi gerekiyor. Çünkü 60 yaşın üzerindeki hastalarda unutkanlık ve mental fonksiyonlarda yavaşlama yapıyor. Ayrıca göz tansiyonu olan hastalarda kullanılmaması gerekiyor. İlaç, beyindeki dopamin hücrelerinin sentez ve salınımını artırıyor. İleri yaşlardaki hastalarda halüsinasyon, şuur durumunda bozulma ve algı güçlüğüne yol açabiliyor&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>DİSTONİLER, İSTEM DIŞI KAS KASILMALARI</strong><br />
Distoniler&#8217;i, kasların istem dışı oluşan seğirmelerini, spazmlarını ya da hareketlerini içeren bir grup duruma verilen ortak bir isim, sürekli veya tekrarlayıcı istem dışı kas kasılmaları olarak tanımlayan Dr. Nebahat Bilici, distonilerin eğilip blından &#8220;titrek felükülme ve dönme hareketleri şeklinde gerçekleştiğini, hareketi ince planda kontrol eden beyindeki merkezlerin hastalıklarına bağlı olarak oluştuğunu söyledi. </p>
<p>Bilici, bu spazmların ve hareketlerin, gözler, boyun ya da bir uzuv (kol, bacak) gibi vücudun bir kısmında (genel distoni), boyun ve kollar gibi daha büyük bir bölgede (segmental distoni), vücudun birçok bölgesinde (mültifokal distoni), aynı taraftaki bir kol ve bacakta (hemidistoni) veya vücudun bütününde (genel distoni) görülebildiğini belirterek, &#8220;En sık görülen Distoni tiplerinden birisi blefarospazm yani göz çevresindeki kaslarda görülen distoni. Göz kırpmada ya da kısmada artış ve gözleri açık tutmakta yaşanan genel güçlük blefarospazmın erken semptomları arasında sayılıyor. Hastada, gözlerin kırpılması ya da kısılması gitgide sıklaşıyor ve sürekli hale gelip göz kapaklarını tamamen kapanmaya zorlayıncaya kadar devam ediyor. Bu durumun ilerlemiş aşamasında hastalar gözlerini açamaz duruma geldikleri için fonksiyonel körlük yaşıyorlar. Yani görme bozukluğu olmadığı halde göremez duruma geliyorlar&#8221; açıklamasında bulundu. </p>
<p>Hastalığın ortalama başlangıç yaşının 50 olduğuna işaret eden Dr. Bilici, &#8220;Kadınlarda erkeklerden 3&#8242;te 2 oranında daha fazla görülüyor. Göz irritasyonu, fotofobi (ışığa duyarlılığın artışı) ve aşırı göz kırpma refleksi hastalığa eşlik ediyor. Stres, yorgunluk, yukarı bakma, parlak ışık, araç kullanma, TV seyretme ve konuşma gibi faktörler hastalığı artırabiliyor&#8221; dedi. </p>
<p>Nöroloji doktoru Nebahat Bilici, hastalığın sık görülen başka bir tipi olan spazmodik disfonin, boğazda bulunan gırtlak kaslarını dolayısıyla ses tellerini etkilediğini belirterek, vurgulu kısık sesle veya kesik kesik konuşma, çoğunlukla spazmodik disfoninin ilk görülen semptomları olduğunu ifade etti. Sözlerine devam eden Bilici, bu durumda, ses teli kaslarının kasılarak konuşmayı gitgide zorlaştırdığını, hatta bazen olanaksız hale getirdiğini söyledi. </p>
<p>Bilici, distonilerin en sık görülen çeşidi servikal distonininse, boynu etkileyerek başın dik tutulmasını zorlaştırdığını açıklayarak, &#8220;Boyun kaslarının kasılması sonucunda; baş yana, arkaya veya öne eğik pozisyonda kalır. Bu durumların neden olduğu Anormal duruşlar sıkıntı verici ağrıya yol açabiliyor. Hastaların 2/3&#8242;ü kadın, ortalama görülme yaşı ise 50. Ekstremite distonisi ya da yazar krampı olarak adlandırılan tipte ise kişi, yazı yazmaya başladığı zaman el ve ön kol kaslarında spazm meydana geliyor. Yazar krampı 20 ile 50 yaşları arasında başlıyor. Stres ve fiziksel yorgunluk ile artıyor. Oromandibular distoni, çiğneme kaslarında oluşan kas kasılması. Buna bağlı olarak konuşma, çiğneme ve yutma güçlüğü gelişiyor. Gövde distonisi, gövdede öne, arkaya, yanlara doğru eğilip bükülme hareketleri ile kendini gösteriyor. Erken dönemde, gövde hareketleri sadece yürüme ve koşma sırasında görülürken, ileri dönemlerde oturma ve yatma sırasında da ortaya çıkabiliyor&#8221; dedi. </p>
<p>Distoni tedavisinde eğer hastalık tek kasa veya birkaç grup kasa sınırlıysa oldukça etkin olan ve yan etkisi az olan Botilinum toksininin(botox) ilk seçenek olduğunu ve etkinliğinin 6 Ay sürdüğünü belirten Bilici, diğer ilaç seçeneklerinin, geniş kas grubunda distoni varsa veya botilinum toksini tedavisine yanıt alınamazsa tercih edildiğini söyledi. </p>
<p><strong>NEDENİ BELLİ OLMAYAN TİTREMELER</strong><br />
Nebahat Bilici, esansiyel tremorun (benign ailevi tremor) en yaygın görülen nörolojik hastalıklardan biri olmasına rağmen neden oluştuğuna dair ellerinde yeterli bir veri olmadığını açıkladı. &#8220;Nedeni belli olmayan titremeler&#8221; olarak da isimlendirilen bu hastalığın oluşumunda genetik faktörlerin rolünün büyük olduğunu belirten Dr. Bilici, &#8220;Hastalığın, beyincikteki çıkış yollarındaki bozukluk sonucu olarak ortaya çıktığı düşünülüyor&#8221; dedi. </p>
<p>Hastalığın özelliğini, bilateral (iki taraflı) olması yani her iki elde de titreme görülmesi olarak ifade eden Bilici, &#8220;Yaşla birlikte artış gösteriyor. Hastanın yazı yazma, bardak doldurma, yemek yeme gibi istemli hareketleri bozuluyor ve hayati fonksiyonları çok kısıtlanıyor. Baş, yüz, çene, ses, dil, gövde, bacaklarda titreme bazı vakalarda yıllar sonra ortaya çıkabiliyor&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p>Dr. Bilici, esansiyel tremorun sürekli ve yavaş ilerleyen bir hastalık olduğunu vurgulayarak, kesin bir tedavisi olmadığı gibi tedavi seçeneklerinin de sınırlı olduğunu söyledi. Medikal tedavide titremeyi baskılayan ve azaltan ilaçlar kullandıklarını ve bu ilaçların hastalar tarafından çok iyi tolere edilebilmesi için düşük dozlarda ve yavaş yavaş arttırılarak kullanılması gerektiğini bildiren Bilici, böylece yan etki olasılığının azalarak hastada optimum yarar sağlanacağını kaydetti. </p>
<p><strong>HAREKET BOZUKLUKLARINDA CERRAHİ SEÇENEKLER</strong><br />
Dr. Nebahat Bilici, hareket bozuklukları hastalıklarında, ilaç tedavisinin hastalar üzerinde oldukça etkili ve olumlu sonuçlar verdiğini söyledi. Medikal tedavinin birinci basamak olduğunu belirten Dr. Bilici, &#8220;Ancak medikal tedaviden yarar görülemediği durumlarda cerrahi tedaviye başvuruluyor. Hasta artık ilaca yanıt vermiyorsa, ilaç tedavisi hastada yeterli katkıyı getirmiyorsa, yeterli katkı getirse de aşırı yan etkileri dolayısıyla uygun dozda ilaç tedavisi uygulanamıyorsa, bu gibi durumlarda cerrahi yöntemler uygulanıyor&#8221; dedi. Sözlerini sürdüren Bilici, beyin cerrahisinin, hareket bozukluklarından şikayetçi olan hastalara yardımcı olabilecek girişim yöntemlerinin en önemlilerini, iğneyle yakma, pil takma ve gamma knife yöntemleri olrak sıraladı. Bilici, &#8220;Hastanın şikayetlerine göre ameliyatla ulaşılması gereken beyindeki çekirdek belirleniyor. Titremesi çok olan hastada talamus çekirdeğine işlem yapılması gerekirken yürümesi sıkıntılı, adalelerinde sertlik ve hareketlerinde kısıtlılığı olan hastada pallidum çekirdeğine işlem yapılması gerekiyor. Ancak o bölgelere hangi yöntemle işlem yapılacağına hastayla konuşarak karar veriliyor. Hastaya iğneyle yakma, pil takma ve gammaknife yöntemlerinin avantajları ve dezavantajları anlatılıyor. Son kararı doktor ve hasta birlikte veriyor&#8221; açıklamasında bulundu. </p>
<p>Özellikle Parkinson hastalığının hareket hastalıkları cerrahisinde en büyük grubu oluşturduğunu söyleyen Dr. Nebahat Bilir, ancak ameliyatların hiçbirinin Parkinson hastalığını tamamen yok etmeye yönelik olmadığını ifade etti. Bilir, &#8220;Ameliyatlar sonrasında, işe gidemeyen hasta işe gidebilir hale gelaraması sonucunda oluşan kronirken, eli titrediği için yemeğini yiyemeyen ya da suyunu içemeyen hasta bunları yapabilir hale geliyor. Hastanubın Parkinson hastalığıyla ilgili medikal tedavisiyse ilaç dozları ayarlanarak devam etmek zorunda&#8221; dedi. </p>
<p><strong>İĞNEYLE YAKMA YÖNTEMİ</strong><br />
Bu yöntemde, titremeyi durdurmak, istemsiz hareketleri engellemek veya hastanın yürüyüşünü düzelterek günlük aktivitelerini artırabilmek için beyindeki bu bozukluklara sebep olan zincirin içindeki çekirdeğin hedeflenerek yakılıp yok edildiğini kaydeden Kozyatağı Acıbadem Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Peker, bunların, beynin içinde yer alan Mercimek büyüklüğünde küçücük çekirdekler olduğunu belirterek bu çekirdeklere çok ileri bilgisayar teknikleriyle yapılan hesaplamalar sonucunda ulaşabildiklerini söyledi. İğne yakma yöntemi konusunda bilgilendiren Doç. Dr. Peker, &#8220;Hedef çekirdek belirlendikten sonra küçük ve ince bir elektrotla oraya ulaşıyoruz. Elektrik enerjisiyle çekirdeği yakarak tahrip ediyoruz. Çekirdeğin yok edilmesiyle bozukluğa sebep olan zincir kırıldığı için hastanın varolan şikayetlerinde gerileme oluyor. Yakma işlemi talamus denen büyük çekirdekte yapılırsa buna talamotomi, palllidum denen çekirdekte yapılırsa buna pallidotomi deniyor. Her hastalıkta farklı bir yer hedef alınıyor&#8221; diye konuştu. </p>
<p>&#8220;Yakarak tahrip etme işleminin en büyük avantajı, bir elektrotla girip önceden belirlenmiş bölgeyi yakıp, elektrotu çıkardıktan sonra işlemin bitiyor olması&#8221; diyen Peker, en büyük dezavantajınıysa, yakma işlemi sırasında yapılanların kalıcı olması ve tekrar aynı yere girme seçeneğinin kısıtlı olması olarak açıkladı. Tedavinin titremedeki başarı oranının yüzde 90-95 civarında olduğuna işaret eden Doç. Dr. Peker, ameliyattan sonra hastaların titremesinin tamamen durduğunu, hareketleri artırıcı ve ilaçlara bağlı gelişen istemsiz hareketleri azaltıcı Ameliyat olan Pallidotomi&#8217;de ise hastanın hareketlerin iyi bir düzeye gelme ihtimalinin yüzde 80 civarında olduğunu kaydetti. </p>
<p><strong>PİL TAKMA YÖNTEMİ</strong><br />
Doç. Dr. Selçuk Peker, bu grup cerrahi yöntemde, tespit edilen çekirdeklere ince bir elektrik kablosu yerleştirilerek o elektrik kablosunun ucunun göğüste bulunan bir pile bağlandığını söyledi. Göğüs ön duvarında, cildin altında yer alan bu pilin, çekirdeğe sürekli elektrik akımı vererek çekirdeğin fonksiyonlarını değiştirdiğini belirten Doç. Dr. Peker, &#8220;Elektrik enerjisi uygulamanın adınınsa DBS (derin beyin stimülasyonu). DBS&#8217;de, beyinde hedeflenen yere yerleştirilen elektrot, göğse yerleştirilen pille kontrol edilebiliyor. Pilin dalga boyu, voltajı ayarlanarak oraya verilen elektrik enerjisinin düzeyi değiştirilebiliyor. Belirlenen bölgede hiçbir yer tahrip edilmiyor&#8221; dedi. </p>
<p>Doç. Dr. Peker bu işlemin avantajlarını şöyle anlattı: &#8220;Örneğin, elektrot takılan hastada bir yıl sonra hafif titremeler tekrar başlarsa, pil üzerinde gerekli ayarlamaları yaparak, elektrik enerjisini biraz daha artırarak ya da dalga boyunu değiştirerek titremeyi tekrar durdurmak mümkün. Cildin altındaki pile, elektromanyetik bir aletle müdahalede edip ayarlarını değiştirebiliyoruz, hatta kapatabiliyoruz. Beynin belirli bir çekirdeğine yerleştirilmiş olan elektrot, belli bir elektrik enerjisi yayarak etrafındaki alanda bulunan sinir hücrelerinde bir davranış değişikliğine yol açıyor. Belli bir zaman sonra, akaraması sonucunda oluşan kronım aynı kalsa da sinir hücrelerinin ona verdiği cevap değişiyor. Bu yüzden o sinir hücrelerine daha kuvvetli etki etmek gerekiyor. Bazen de elektrik akımı belli bir düzeyden sonra hastaya fazla gelebiliyor ya da yan etkiye sebep olabiliyor. O zaman da akımın düzeyinin azaltılması gerekiyor. Pil takmanın, tahrip ederek yakma yöntemine göre avantajları çok daha yüksek. Öncelikle yan etkisi daha az. Titremedeki başarı oranı ise yüzde 95&#8242;in üzerinde&#8221;. </p>
<p>Talamusun altındaki çekirdeği (subtalamik nukleus) hedefleyen girişimlerde daha çok DBS&#8217;nin tercih edildiğini ifade eden Peker, &#8220;Özellikle buraya uygulanan DBS işleminde Parkinson hastalığının bir çok bulgularını geriletmek, hastanın aldığı ilaçların miktarını düşürmek mümkün olabiliyor. Bu yöntemle, yatağından kalkamayacak kadar kötü durumdaki bir hastayı günlük hayatını sürdürüp işine gidebilir hale getirmek mümkün&#8221; dedi. </p>
<p><strong>GAMMA KNİFE TEDAVİSİ</strong><br />
Hareket bozukluklarının tedavisinde bir başka seçenek olan gamma knife teknolojisini anlatan Beyin ve Sinir Cerrahı Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Peker, &#8220;Bu tedavide yakarak tahrip etme işlemi gamma knife aracılığıyla yapılıyor. Gamma knife teknolojisini sadece talamus çekirdeği için kullanabiliyoruz. Bu işlemde amacımız, hastanın kafasının içine iğne gibi herhangi bir şey sokmadan, hastanın kafatasını açmadan hatta hastayı Ameliyathaneye almadan gama ışınlarını o çekirdeğe yönlendirmek ve orayı yakmak&#8221; açıklamasında bulundu. </p>
<p>&#8220;Başarı oranı çok yüksek&#8221; diyen Doç. Dr. Peker, &#8220;Ancak gamma knife ile yapılan işlemin sonuçları diğer ameliyatlardan farklı olarak o anda değil birkaç ay sonra ortaya çıkıyor. Yani hastanın titremesinin geçmesi için birkaç aylık bir süre geçmesi gerekiyor. Çünkü hastaya verilen gama ışınlarının etkisi belli bir dönemden sonra ortaya çıkıyor. Gamma knife sonrasında hastanın hastanede yatması gerekmiyor. Hasta operasyondan sonra aynı Gün evine gidebiliyor&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/hareket-sistemi-sagligi/kas-titremesi-kas-seyirmesi-nedenleri-ve-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivilce İzleri Nasıl Geçer? Nasıl Yok Edilir?</title>
		<link>http://www.tr-saglik.net/cilt-sagligi/sivilce-izleri-nasil-gecer-nasil-yok-edilir.html</link>
		<comments>http://www.tr-saglik.net/cilt-sagligi/sivilce-izleri-nasil-gecer-nasil-yok-edilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 17:04:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri çözüm yolları]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri giderme yolları]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri için]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri nasıl geçer bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri nasıl giderilir]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izleri tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce izlerini önleme]]></category>
		<category><![CDATA[yüdeki sivilce izleri nasıl geçer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tr-saglik.net/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[Sivilce hemen her dönemde görülebilen ama özellikle gençlik döneminde görülen bir cilt problemidir. Sivilceler görünüm dışında insanı psikolojik olarakta rahatsız etmektedir. Sivilceler kendileri insana rahatsızlık verdiği gibi bazen sivilce yol olduğunda bile onun izi kalarak insana büyük rahatsızlık verir. Bu iz bazen 3-5 gün kaldığı gibi bazen aylarca kalarak kişiyi rahatsız etmektedir.
Sivilce izlerini önlemek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sivilce hemen her dönemde görülebilen ama özellikle gençlik döneminde görülen bir cilt problemidir. Sivilceler görünüm dışında insanı psikolojik olarakta rahatsız etmektedir. Sivilceler kendileri insana rahatsızlık verdiği gibi bazen sivilce yol olduğunda bile onun izi kalarak insana büyük rahatsızlık verir. Bu iz bazen 3-5 gün kaldığı gibi bazen aylarca kalarak kişiyi rahatsız etmektedir.</p>
<p>Sivilce izlerini önlemek için ilk yapılacak şey sivilceleri önlemektir. Bunun için cildi temiz tutmak, sabunlu su ile yıkamak ve uygun kremler kullanmak yapılabilir. Bunun dışında sivilce meydana geldiğinde bu sivilcelerin sıkılması ve sivilceler ile sık sık oynanmasıda daha sonrasında iz kalma riskini artırmaktadır.</p>
<p>Sivilce izlerini önlemek için cildinizi sürekli temiz tutun, sivilce ve sivilce izi bulunan yerlere makyaj yapmayın&#8230;</p>
<p>Sivilce izlerini önlemek için genel beslenmede çok önemlidir. Bol bol su için ayrıca bol vitaminli meyveleri tüketin. Meyveler cilt sağlığının korunmasında en önemli besinlerdir. Bu nedenle günde en az birkaç kez meyve tüketin. Ayrıca limon suyuda cilt sağlığında ve sivilce izlerinin önlenmesinde faydalıdır.</p>
<p>Sivilce kremleride kullanabileceğiniz ürünler arasındadır. Fakat kaliteli ve uygun bir krem almanız önemlidir. Bu nedenle bakanlık onaylı ve eczanelerde satılan kremlerden almanızda fayda vardır. Bu kremler uygun şekilde kullanıldığı takdirde sivilcelerin giderilmesinde faydalı olmaktadır.</p>
<p>Buzda diğer bir önleme yöntemidir. Buzu bir beze sararak sivilce veya sivilce izi bulunan bölgesin üstünde 15-20 dk bekletirseniz bunların daha kısa sürede yok olmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Sivilceler için doğal bir çözüm yoluda kuşburnu çekirdeğidir. Günde 2 kez bunu sivilce bulunan bölgelere uyguladığınızda bunların yok olmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p>Tüm bunlar sivilce ve sivilce izlerini önlemede kullanabileceğiniz yöntemlerdir. Ama daha önemli olan sivilceleri yok etmenin dışında başlamasını önlemektir. Bu nedenle cildinizi temiz tutunuz, sık sık yıkayınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tr-saglik.net/cilt-sagligi/sivilce-izleri-nasil-gecer-nasil-yok-edilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

